Zamanda Yolculuk


 

Bir zamanlar, henüz kargo ücretleri almış başını gitmemiş, kara cumalar, çılgın indirimler devri başlamamış, postacılar sağlıklarını tehlikeye atarak iş yetiştirme telaşı yaşamazken, Lokumcum bana üzerine minik notlar eklediği kitaplar gönderirdi.  "Çok sevdiysen senin olsun", "eğer çok sevmezsen birine hediye et" gibi şeyler yazardı. Ancak Dilge Güney'in Annemin Çocukluğu Nerede kitabı geldiğinde üzerinde "Oku, hemen geri gönder!" (tabii sevimlilik olsun diye biraz abartıyorum) yazıyordu. Annem, anneliğim, çocukluğum, çocuğum... ne anılar vardı içinde.

Instagram'da @lokumcocukkutuphanesi'nin  "Oyun arkadaşım olur musun? Yazarıyla sohbetler, Dilge Güney"  gönderisini görünce hemen başvurdum. Bu durumlarda hemen başvuru yapmak ilk başvuranlardan olmak kıymetli bilginiz olsun. Çünkü etkileşim olabilmesi için katılımcı sayısı az tutulmuş, iyi ki de öyle olmuş :)

Nöbetçi Oyun Arkadaşı kitabı daha okumaya başlamadan ismi ile beni orta ikinci sınıftaki hiç hoşlanmadığım zorunlu nöbetçilik yılıma götürdü ve merak ettim acaba neler olacak?

ve olan oldu, daha ilk sayfadaki cümlesi ile zamanda yolculuk başladı. O anı yazı ile tarif edebilir miyim? bilmiyorum, deneyeyim.

"-ama bu Oya ile Sedef'in hikayesi değil...      


dediğinde sanki zaman kapısı açıldı 

ve ......çiiiiiiiiiiiiiiiiiiiuuuuuuuuuuuuuuuvvvvvvvv

"Benim Hikayem" e gittim,  İdil'in yansıması üzerinden tabii :)


Neler neler hatırladım, ama en çok da Sumru kuş'a hep söylemek istediğim fakat tavsiye kokacak ,yok öyle diyemem, ya ters teperse diye söylemeye çekindiğim sözcükleri öyle güzel yedirmişki sözcüklerinin arasına, kızımla iletişimimizi attıracağından eminim. 

Ve finale doğru bana büyük bir hayat dersi verdi. Yaş 38,9 ben bunu yeni öğreniyorum.

"-onu oyun oynamaya çağırmam gerekir mi yalnız kalınca? aslında bunu istemiyorum, çünkü ona hala kızgınım.

-hayır çağırmana gerek yok."

....devamı ve daha fazlası kitapta ;)

bu yaşıma kadar böyle bir seçeneğim olduğunu hiç bilmedim, kimse bana böyle bi şey öğretmedi ki! Aaaa ayıp olur, üzülür, bak yanına gelmiş, sen iyi bi kızsın, hadi büyüklük (küçük olsanda) sen de kalsın vb. denildi. E ben de kötü kız olmamak için peki dedim. Peki :(

Kitaptaki o diyalog, tıpkı kapak resmindeki bulutlar gibi müthiş özgür hissettirdi.

Dilge Güney ile kitabı üzeriden sohbet edebilmek muazzam bi deneyimdi. Hikayelerimizi paylaşmak içimi kıpır kıpır ettirdi. Hep böyle mi olcak? Ne yapacağız? Nasıl yapacağız? dediğim şu zor zamanlarda ümitle doldum.



👈 bu resme kalbimi bırakıyorum Berna Erözkan Akan





Tüm oyun arkadaşlarıma, bu etkinliği düzenlediği için Lokumcuğuma, bu güzel kitapları yazdığı için Dilge'ye şükran doluyum...

İyi ki varsınız, iyi ki çocuk kitapları var. 💓

                                                                                                           sevgiyle, Şirin

Yorumlar

Popüler Yayınlar